YEZİDİ DİLİYLE KÖYLER
Kim ne derse desin, günümüzde azınlıklara bir çok engel ver. Batman ve Beşiri bölgesinde bir dönemler 100’e yakın köy Yezidilerindi. Azınlık topluluk konumundaki Yezidilerin, halen Beşiri’ye bağlı köylerin bir çoğunun adı Yezidi diliyle biliniyor;*Oğuz- Şımız, Taharri- Cumhuriyet Mahallesi,, Kelhok- Kuşçukuru, Fakira-Üç kuyular, Deveboynu-Geydük, Kurukavak-Hamduna, Kumgeçit-Düşa, Onbaşılar-Şahsım,Yolveren- Çinera… Onlarca Yezidi köyünün adını saymak mümkün. Ermenilerin de hala Batman’a yakın köy isimleri var; Demiryolu- Tilmerç, Akça- Tilmiz, Dire Kıra-Ayrancı, Asmadere-Hope, Duruca-Bimer, Bileyder- Binatlı, Dayılar-Alef…
KÜRT MÜSLÜMANLARIN KÖYLERİ
Azınlık topluluğa bir de isyan döneminde Kürt Müslümanların köyleri de eklendi;
Vergili –Becirman (Becirman Kürtçe vergi vermemek anlamına geliyor, ama Osmanlı döneminin ardından vergi için bu köyün adı hemen Vergili’ye dönüştürülüyor).
CUMHURBAŞKANI BİTLİS’TE KÜRTÇE İSİM TELAFUZ ETTİ….
Günümüz ülkesinde ise bir takım değişiklikler yapıldı. İade-i itibar olsa bazı köy isimlerinin eski isimleriyle anılması, toplum arasında heyecan yaratmaya yetti;
fakat henüz Türkçe yazılan köylerin yanına ne Kürtçesi ne de eski adı konuldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Bitlis ziyaretinde “Güroymak’a Kürtçe olarak ‘ Norşin’ olarak hitap etmesi” ülkemizde yankı bulmuştu.
Mevcut iktidar açılımı kapattığı gibi maalesef eski köy isimlerini de rafa kaldırdı gibi.
SANALLAŞAN NORMALLEŞME
Konuyu dağıtmadan asıl meseleye dönmek gerekirse, yanı başımızdaki Beşiri ilçesinin viraneye dönüşen köylerine dönmek isteyen Yezidilerin, karşılaştıkları sorunları bugün de değerlendirmek istiyoruz.
Yezidilerin Avrupa göçü 1980’lerin başında başladı. Çoğu önce ekonomik, ardından da bazı baskılardan Avrupa’nın yolunu tuttu. Zor şartlar altında gittikleri Avrupa’ya ısınan Yezidiler, hem ekonomik bağımsızlığını hem de çocuklarını daha iyi şartlarda Avrupa’nın gözde eğitim yuvalarında okutma imkanına sahip oldular. Genç kuşak tamamen Avrupa’ya entegre oldu. Avrupa’da sayıları 50 bini bulan Yezidilerin Türkiye’de kaldıkları rakam ise 150’nin altına düştü.
Bu kesim de tamamen yaşlılardan oluşuyor. Yezidi köylerinde kalan tek-tük Yezidi topluluğu artık umudunu Avrupa’dan gelecek nesile bağladı. Mevcut Yezidiler de bir bir göçüyor. 30 yıldır Avrupa’ya yerleşen Yezidiler, Türkiye’deki sanal normalleşmeye güvenerek terk ettikleri topraklarına dönme isteğini daha çok arzuladılar. Özellikle Beşiri’nin çevresinde binlerce dönümlük araziye sahip Yezidilerin tekrar dönme talepleri; “Feodal ve toprak ağalarını” rahatsız etti.
Çünkü; Yezidiler yıllardır Avrupa’dalar. Topraklarını da malum çevreler hem ekiyor hem biçiyor hem de kazancına kazanç sağlıyor. Kimi de doğrudan gelir desteği primiyle servetine servet katıyor. Bu toprak ağaları Yezidilerin geri dönüşlerine hiçbir zaman sıcak bakmayacaktır. Onların azınlıkları kucaklama gibi bir dertleri- düşünceleri yok. Ancak, geçmişteki baskılardan ürken Yezidiler; tatil için arada sırada yokladıkları atalarının toprakları olan bizim bölgemizdeki arsaların da malum çevre üstü kapalı yarı tehdit yarı da uyarı şeklinde; “Buralara gelmeyin, siz buraları kaldıramazsınız. Çocuklarınız buralara nasıl uyum sağlayacak? Onlar Avrupa’da doğdu büyüdü, buraya entegre olmaları zor” şeklindeki uyarılar, gelmek isteyen tek-tük Yezidi’yi de bu topraklardan uzaklaştırmaya yetti. Topraklarında kalmayı ısrar eden Yezidiler de yok değil; örneğin, Beşiri-Yolveren ( Çinera) köyü 90’lı yıllarda dönemin bazı korucuları tarafından ele geçirildi.
KORUCULAR KÖYE EL KOYMUŞTU
Korucular uzun süre bu köyü elinde tuttu. Avrupa’dan gelen tek-tük Yezidi hukuk mücadelesi vererek, Yolveren’i zor şartlarda geri almasını bildi. Şimdi de Beşiri’nin bazı köylerinde benzer sorunlar yaşanıyor. Bazı Yezidiler köylerine dönmek istemesine malum çevre öyle tepkili ki sormayın gitsin. Toprağını sürmek isteyen ya da farklı bir yatırımla arsasını değerlendirmek isteyenlere arsa mafyası açık açık tehdit savuruyor.
“Buralara artık gelemezsiniz. Ya arsaları istediğimiz fiyata bize satarsınız ya da çekip gidersiniz…” Alın buradan yakın. Hani Türkiye normalleşmişti? Yazımızın içeriğinde sanallaşmış normalleşmeyi eleştirenler işte bu gerçekle Türkiye normalleşmesinin sanal olduğunu idrak edebilirler. Feodalitenin mantığı; sahipsiz bulduğu topraklara sahip olmak. Toprak reformunun olmadığı Türkiye’de, azınlıkların toprakları nasıl korunacak? O da ayrı bir tartışma konusu.
YEZİDİLER’DE HATALI DAVRANDI
Hep bir tarafa yükleniyoruz ama, azınlık topluluğunun gördüğü baskılar da, arkasına bakmadan gitmesi de onlar için bir handikap.
Düşünün Almanya’dan hava yoluyla getirdikleri cenazeleri, Beşiri köylerinde daha defnetmeden cenaze törenlerinde çevrelerinden hatır istemesi feodalite ve toprak ağalarının ekmeklerine yağ sürdü.
Yezidiler, topraklarına ve köylerine bekçi olamıyor, sadık kalamıyor; geçici gözüyle kendilerine baktıklarından miraslarına malum çevreler de göz koyacaktır. O güzelim binlerce dönüm arazi hep iştah kabartıyor, çevre köylerin toprak ağalarına.
Kısacası Yezidiler, arsalarını ekip biçmedikleri sürece/ yatırıma dönüştürmedikçe de toprak ağaları ve arsa mafyalarının, Yezidi topraklarına göz koymaktan alı koyamayacaktır. Burada yöneticilere de büyük bir iş düşüyor.
quelle: batmancagdas

