Şixulkarê xwebe ṣêrînê dilê xelkêbe – Osman Güden

YEZİDİLER’E DEVLET ELİ DEĞERSE

Batman’da neredeyse bir yılını dolduracak olan Batman Valisi Ahmet Turhan, devlet tarihinde belki de ilk kez bir ilke imza attı. Doğrusu 6-7 yıl önce Yezidilerin bayramını da kutlayan yine bir Vali daha Batman’dan geçmişti… Haluk İmga, Uğurca’da Yezidiler’in bayramını kutlamaya ilk gittiğinde, bugün aramızda olmayan Yezidilerin önde gelen isimlerinden Halil Tağay hayretler içinde kalmıştı.

*Tağay, devletin Valisini evinde ağırlamıştı. Vali İmga; Yezidiler’in  sorunlarını dinlemiş ve onların toplumun  farklı bir rengi olduğunu söylemişti. İmga’dan sonra şimdi de Batman’ın bir başka Valisi Yezidiler’in arasına karışıyor ve onların sorunlarını yerinde izleyerek dinliyordu.
FARKLI DİNLERE ve TARİHE BAKIŞIMIZ
“AHIRA DÖNÜŞTÜRÜLEN KİLİSELER”
Önceki gün yarısından çoğu boşalmış Oğuz (Şimız) köyünün yolundayız. Şimız’a varmadan Yeni Pınar köyünün (Kewerzo) içinden geçerken 1950’lili yıllarda öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink’in ailesinin yaşadığı köyü anımsıyoruz. Dink, öldürülmeden önce 7 yıl önce Antalya’daki bir panelde yanıma oturduğunda sorduğu ilk soru; “Sen Kewerzo’yu biliyor musun?” demişti. Dink’in ailesi 50’lili yılların başında bu köyden Malatya’ya göçmüştü. Azınlıklara ait ne varsa kökünden silen bir toplumuz. Kewerzo’nun ortasındaki tepenin zirvesinde yüzyıllar öncesinde Ermeniler’in muhteşem bir kilisesi varmış. Şimdilerde o kilisenin ayakları ve bir kaç sütunu ayakta… Bir bölümü de hayvan ahırına dönüştürülmüş, işte ülkemizdei tarih ve farklı dinlere ait ibadethanelere bakış.
NE KÜRTÇE NE ERMENİCE İSİMLER KALMIŞ
Oğuz (Şımiz) köyüne yaklaşırken, etraftaki yarı Ermenice yarı Kürtçe isimli köylerde o eski hoşgörü kalmamış. Ne Ermeni ne Süryani ne de Yezidi isimlere rastlayabiliyoruz. Artık o isimler azınlıklar gibi birer birer tarihe karışmışlar. Bir dönemler Avrupa Parlamentosu Milletvekili Feleknaz Uca’nın doğduğu Oğuz köyünde Yezidiler’in o yaptığı örnek beton evlerin kapıları bir bir kapatılmış. Şimız köyünde in-cin top oynuyor. Köyde topu topu 4-5 Yezidi kalmış. Bir de köye hakim tepedeki Jandarma karakolunun silüeti yansımış. Nerede o 25- 30 yıl önce 500 Yezidi’nin yaşadığı Oğuz’daki şen hayat…
Bıçak kesilir gibi o köyde yaşam durmuş. Bavulunu toplayan Avrupa’nın yolunu tutunca, Beşiri ve köylerinde 15 bini aşkın Yezidi, Avrupa’nın farklı ülkelerine yeni yaşama entegre olunca geride kala kala 100’e yakın Yezidi kalmış.
BİR VALİ, YEZİDİLERİ DİNLİYOR
Son günlerde Avrupa’dan dönüşe hazırlanan Yezidi topluluğunun bazı simaları, karşılaştıkları sorunları ele alınca Vali Ahmet Turhan, bu azınlık topluluğu yerinde dinlemek için Oğuz köyünün yolunu tuttu. Sayıları 15’i bulan Yezidilerin yanında Beşiri Kaymakamı Arif Yalçın, askeri erkan vardı; bir de Beşiri Belediye Başkanı ve Ak partili Beşiri’nin il genel meclis üyeleri… Karakol bahçesinde Yezidi topluluğunu misafir eden Vali Turhan, daha çok;  köylerin alt yapı sorunlarının üzerine durdu.
Yezidi topluluğu ürkekti. Sorunlarını belki de anlatmakta zorlanıyorlardı. Beşiri-Uğrak’lı elektrik mühendisi İbrahim Bulut, kısaca Yezidilerin sorunlarını anlatmaya çalıştı ama, yanlış anlaşıldığının farkına vardıysa da düzeltmek için çabaladığı gözlerden kaçmadı. Bulut’un Yezidiler için yapmış olduğu değerlendirmeler tek kelimeyle yerindeydi.
NESLİ TÜKENMİŞ KELAYNAK KUŞLARI GİBİ!
“Biz nesli tükenmiş kelaynak kuşları gibiyiz. Himayeye muhtaş duruma düştük. Avrupa, biz Yezidileri bitirdi. Yetkililerden tek isteğimiz bari burada kalanlara sahip çıkmalarıdır. Bin beş yüz yılık İslamiyet şemsiyesinin altındayız. Kimseyle problemimiz yok. Avrupa’dan dönmek isteyen Yezidilerin bu talepleri birilerince yanlış anlaşılmamasını istiyoruz” diyordu Bulut…
Yezidilerin tek mühendisi olan Bulut. 70’li yıllarda ODTÜ’yü kazanan tek Yezidi  ve aldığı ilk diplomayla adından söz ettiren isimdi Bulut. O yıllarda Avrupa’nın ilk yolunu tutan isim de yine bugün Avrupa’ya karşı çıkan ODTÜ’lü Bulut’tu. Avrupa’ya Yezidilerin kapısını açan ilk isim Bulut’dur. Bulut’un ailesi ağır bedellerde ödedi, yine de atalarının topraklarından kopmamaya özen gösteren kimi zaman direnen Bulut, “Öleceksem de toprağımda öleyim” diyor.
Bulut ve amcazadesi Taharri’li Orhan Onat, Avrupa’dan dönüş yapmak isteyen Yezidilerin adeta simgesi oldular. Şu günlerde, Yezidilerin sorunlarını gündeme getiren bu iki isme il yöneticilerinin yaklaşımları elbette sevindirici ve umut verici bir gelişmedir.
İl Valisi ve askeri erkan, politikacıların bazı Yezidilerin yanında yer almaları, yıllarca özlenen bir tabloyu ortaya çıkardı. Umarız bu umut verici çalışmaların devamı gelir…
Um ein Userbild anzeigen zu lassen, müssen Sie sich bei gravatar.com anmelden.

Kommentar schreiben